İlişkiler

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 6 Bulgu

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 6 Bulgu

1. Çekicilikte birbirine yakın çiftler, birlikte olmaya daha yatkın.

Psikoloji ve sosyal alanlardaki araştırmalar gösteriyor ki, insanların romantik ilişkilerinde seçtiği kişilerde genelde belli bir patern var. Araştırmacılar, bu paternin sadece görsel değil, aynı zamanda sosyal bir çekiciliğe bağlı olduğunu söylüyorlar. Yani kişiler genelde, sadece kendi tipleriyle değil, kendi sosyal becerileriyle uyumlu eşleri tercih ediyorlar.

2. Kişilikleri birbirine çok benzeyen çiftler çok uzun süre birlikte olamıyorlar.

Zıtlar birbirini çeker. Aşk üzerine yapılan psikolojik araştırmalar da gösteriyor ki, birbirine çok benzer karaktere sahip kişiler, çok uzun süre birlikte olamıyorlar. Kişiler arasında benzerlikler olmalı, ancak ilişkileri süresince yapıcı bir şekilde birbirlerinden birşeyler öğrenecek kadar farklı da olmalılar.

3. Kalp kırıklığı sadece bir deyim değil.

Araştırmalar gösteriyor ki, ayrılık, boşanma, ve sevilen birinin kaybedilmesi gibi yoğun ve travmatize edici olaylar, kişinin kalbinin çevresinde yoğun ağrılara yol açabiliyor. Bu yoğun ağrılar kalp kaslarının zayıflamasına da sebep olabiliyor. Bilimde buna ‘kalp kırıklığı sendromu’ deniyor. Hızlı kalp atışı ve nefes alamama gibi semptomlarla gözlemlenen bu durumdan, kadınlar daha çok etkileniyor. Sıklıkla kalp krizi ile karıştırılabiliyor.

4. Romantik aşk sonunda bitiyor… Ama kendini adamış aşk ile devam ediyor.

İlişkilerinin başında olan çiftleri bir sene sonra gördüğünüzde oldukça şaşırabilirsiniz. Başta birbiriyle kuğu gibi olan çiftleri yanınızda tartışırken, birbirine alttan alttan laf geçirirken görmek “Ne oldu bunların harika aşkına?” diye isyan ettirebilir. Araştırmalar gösteriyor ki, romantik aşkın belirtileri olan, terli el, kalp çarpıntısı, aşırı mutluluk hali, karnınızda uçuşan kelebekler ve diğer kişiye aşırı ihtiyaç duyma gibi belirtiler 1 sene sonra bitiyor. Geriye ne kalıyor peki? Eğer çiftler romantik aşkın geçişini yumuşak bir biçimde yapabilirlerse, ‘kendilerini adamış aşk’a geçiyorlar. Bu aşkı yaşayan çiftlerin vücutlarında nörotrofin adlı bir protein artıyor.

5. Aşık olan kişilerin salgıladığı kimyasal, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerin salgıladığı kimyasallara benziyor.

Araştırmalar gösteriyor ki, bir kişi aşık olduğunda ilk evrede vücudundaki serotonin seviyesi düşük , kortizol seviyesi ise yüksek oluyor. Dolayısıyla kişiler çok çabuk duygu durumu değişebilen ve çabuk sinirlenebilen bir halde oluyorlar. Bu, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerin durumuna çok benzer. Bu yüzdendir ki aşık olduğumuzda, aşık olduğumuz kişiye karşı aşırı takıntılı davranabiliyoruz.

6. Aşk ve cinsellik hakkında düşünmek, önce yaratıcılığı, sonra ise somut düşünceyi pozitif etkiliyor.

Aşk hakkında düşünmek, soyutluğa dayalı olduğu için (uzun dönemli birliktelik, adanmışlık, yakınlık, bağlılık gibi değerler) yaratıcılığı etkilerken, cinsellik somut detaylara dayandığı için somut düşünme kabiliyetini, detaylara dikkati pozitif etkiliyor.

Benzer Yazılar

Erkeklerin hata olarak gördüğü 5 özellik

HayataRehber

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 6 adet Psikolojik Bulgu

HayataRehber

İlişkilerde eşlerin aklına takılan 5 soru ve cevabı

HayataRehber

Bir Yorum Yazın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bununla ilgili iyi olduğunuzu kabul edeceğiz, ancak isterseniz dilediğiniz zaman çıkabilirsiniz. Kabul Et! Daha Fazlası