Aşk & İlişkiler

Tek İhtiyacımız AŞK

Tek İhtiyacımız AŞK

Aristo “aşk, sevende sevdiğinin kusurlarını algılama yeteneğinin körelmesidir” demektedir

365 gün içinde en çok sevgi ve aşk kelimelerini telaffuz ettiğimiz gündür herhâlde 14 Şubat. Aşkın ve sevginin tarifini yapmak kolay olmasa da hepimiz aşk ve sevginin ne demek olduğunu biliyoruz, hissediyoruz. Ancak sevginin ve aşkın ne demek olduğunun açık ve net bir tanımını bulmakta zorlanıyoruz. Aristo “aşk, sevende sevdiğinin kusurlarını algılama yeteneğinin körelmesidir” demektedir. Platon ise “aşkın dokunuşuyla herkes bir şair olur” diyor, ama daha sonra aşkı “zihinsel bir hastalık” olarak tanımlıyor. Mevlana’ya göre ise insanın evrende kendi anlamını gerçekleştirmesini aşk sağlar. Evren ise Allah’ın bir yansımasıdır ve bunun nedeni yine aşktır. İnsan da Allah’ın aşkının yansıması olarak aşk-âşık ve âşık olunandır. Bilimadamlarının gözünde ise aşk kimyasal, bilişsel ve amaçlı-davranış bileşenleri olan karmaşık ve ödüllendirici bir duygusal durumdur.

Hepimizin bildiği en ünlü aşk hikâyesi Leyla ve Mecnun’un hikâyesini hatırlayalım. Leyla ve Kays (Mecnun’un asıl adı) medrese yıllarında birbirlerine âşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays ile görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Arapçada “deli” anlamına gelen “Mecnun” diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a birçok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kâinat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta dedesi onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yakarması için Kâbe’ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla hem Mecnun gittikçe perişan olmaktadır. Başkasıyla nikâhlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir türlü cefasıyla yoğrulmaktadır. Dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Bir gün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Leyla, Mecnun’un ulaştığı mertebeyi anlar ve evine geri döner ve üzerinden fazla zaman geçmeden Leyla hayata gözlerini yumar. Mecnun, onun mezarına uzanır ve canından can gitmiş gibi hıçkıra hıçkıra ağlar. Yaradan’a feryat figan dualar ederek canını almasını, kendisini Leyla’sına kavuşturmasını ister. Duası kabul olur, göklerin gürlemesiyle birlikte Leyla’sına kavuşur âşıklar âşığı Mecnun. Her ne kadar kalbimizle aşkı ilişkilendirsek te aşkta asıl rol beynimize aittir. Beyinde salgılanan serotonin, dopamin ve norepinefrin hormonlarının azalması ya da artması aşk ve sevgi duygularını kontrol etmektedir. Yapılan araştırmalarda âşık olan kişilerde artan dopamin seviyesinin beynin diğer bölgelerine yayılması ile kişinin dikkatinin artmasına, odaklanmasına, enerjisinin artmasına neden olduğu gösterilmiştir. Norepinefrinin etkileri beynin değişik bölgelerine göre değişmekle birlikte kişinin neşeli olması, kendini aşırı derecede enerjik hissetmesi, uzun süre uyanık kalması ve iştahsızlık gibi etkileri vardır ki bunların hepsi de âşıklarda gözlenen davranışlardır. Norepinefrinin bir diğer özelliğinin de yeni uyarıların yarattığı anıların hafızaya daha güçlü aktarılması olduğu düşünülüyor. Bu da âşıkların birlikte yaşadıkları birtakım olayları veya anları detayları ile hatırlamasının ve aradan yıllar geçse de onları unutmamasının bir açıklaması olabilir. Âşık olan kişilerin beyninde görülen bir diğer durum ise serotonin azalmasıdır. Peki ya aşk acısı? Michigan Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre ayrılık acısı çeken kişilerin beyinlerindeki merkez ile fiziksel acı hissinin alındığı aynı merkez etkilenmiştir. Yani ayrılık acısı da fiziksel acı şiddetinde hissedilmiştir. Aşkın sağlığa faydası yok mudur hiç? Elbette ki var. Dopamin ve norepinefrin kan akımını artırır. Tokluk merkezinin uyarılmasıyla açlık hissi kaybolur. Noradrenalin kalp atım hızını artırır. Stres hormonları olarak bilinen noradrenalin yağ yıkımını sağlar. Kilo kontrolü ve zayıflık sağlar. Artan kan beyin kan akımı hafıza ve becerilerin artmasını sağlar. Güçlü vücut içi morfin olan endorfinler hem ağrı algısını azaltır hem de mutluluk sağlar. Endorfin ve serotonin yüksekliği bağışıklık sistemini güçlendirir. Kan akımı değişiklikleri ve seks hormonlarının artması ciltte duruluk ve canlılık sağlar. Östrojen ve testosteron artması üreme isteğini artırır. Motivasyonun artması kendine güvenen ve enerjik bir bünye ve konsantrasyon yoğunluğunu sağlar. Mutlu ve sosyal bir kişilik yapısı sağlar. Aşk ve sevginin insan hayatına etkisi yadsınamayacağı gibi sağlığımıza da etkisini inkâr edemeyiz. 15 Ocak’ta doğum günü olan Nazım Hikmet’in şiiri ile hepimiz için bizleri sağlıklı ve mutlu kılacak güzel aşklar ve sevgiler diliyorum.

TAHİRLE ZÜHRE

“Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”

Benzer Yazılar

Aşk Hayatınızda Sorun Mu Var?

HayataRehber

Yeni Biriyle Flörtleşmenin 5 Yolu

HayataRehber

Stalk’larken işinizi kolaylaştıracak 4 mükemmel yöntem !

HayataRehber

Bir Yorum Yazın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bununla ilgili iyi olduğunuzu kabul edeceğiz, ancak isterseniz dilediğiniz zaman çıkabilirsiniz. Kabul Et! Daha Fazlası

×
Göster
×
Göster
×
Göster
Göster
×
Göster